inat (diyaloglar 2)
(itiraf ediyorum bu diyalog ilkine nazaran daha uzun ve konusu bağımsız. benim bazen böyle kafamda iki kişi konuşuyor gibi oluyor ben de direkt onların konuşmalarını not ediyorum. bu diyaloglar o sayede ortaya çıkıyor gerçeklikle bir bağlantısı yok. bu sefer biraz kavgalı gibiler anlamadım ama diyalogları çok seviyorum. bu sanki akşam üstü tarladan eve dönüş sırasında geçen bir sohbetmiş gibi bir görüntü getirdi gözümün önüne ne kadar anlaşılabilir olur bu sizin için bilemiyorum. bir de bunu sabah saat 7.28’de uykumdan uyanıp yazdım. neyse fazlasıyla uzattım, iyi okumalar)
~
-kendin olmak için yeterince yol gitmedin henüz.
-ne demeye çalışıyorsun?
-yani büyüyeceksin diyorum.
-yeterince büyüyemedim mi senin için?
-benim için olması önemli değil, sen kendine büyüdüm diyebiliyor musun?
-diyorum.
-fazlasıyla toysun o halde, hala.
-bence senin bir şey bildiğin yok.
-öyle mi?
-öyle.
-neden peki?
-yaşla yaşantı ölçüyorsun çünkü. sana geldim derdimi anlattım beni anla diye. yaşımın küçüklüğüyle yargıla diye değil.
-seni yargılamıyorum.
-yaptığın eylemin adına ne diyeceksin peki eğer yargılama değilse ismi? anlayış mı, yüceltme mi? hiç sanmıyorum.
-mesela dediğim gibi büyümüş olsaydın bunu sorgulamazdın bile çünkü anlardın.
-konuyu çeviriyorsun.
-yapmıyorum.
-apaçık ortada yaptığın bağıracağım şimdi.
-kuşlara mı şikayet edeceksin beni?
-beğenemedin mi?
-yok komik geldi.
-gelmesin.
-pekala.
-suçluyorum seni ve ispiyonlayacağım da hiç çekmeden kendimi geri.
-elbette elinden geleni ardına koymamalısın.
-utanmazsın da.
-utanılacak bir şey yapmadım da ondan.
-gözlerin alaycı.
-engel olamıyorum kusurlarına bakmazsın artık.
-bakıyorum.
-elden ne gelir?
-bakma öyle.
-gözlerimi bağlayayım istersen nasıl fikir?
-yerinde bir fikir.
-biraz abartıyormuşsun gibi geldi.
-belki, ne yapabilirsin?
-kaçmak mümkün mü ki?
-seçenek bile değil.
-o zaman başka çözüm kalmadı demektir.
-kaçmayı mı planlamıştın?
-en son çıkış yolu olarak onu bırakmıştın.
-profesyonel olduğun konular tabii.
-kaçmakta hiçbir zaman profesyonel olmadım.
-eminim öyledir.
-inanmamak da bir seçenek tabii fakat inanmanı isterdim.
-ne olacak ben inanınca?
-bilmem.
-bilmediğin bir sonuç için mi inanmamda ısrarcı oluyorsun?
-iyi hissettireceğini biliyorum.
-inanmak kolay değil bir kez giden birine.
-anladım.
-başka ne iyi hissettirir sana?
-ellerin.
-nasıl olacakmış o?
-bir temas çözerdi sanıyorum.
-kendimi geri çekeyim diye yapıyorsun.
-ihtiyaç duyduğum için yapıyorum.
-bana mı yoksa temasa mı bu ihtiyacın?
-öğrenmek istiyorsan neden yaklaşmıyorsun?
-tehlikelisin.
-kıyımda boğulacak değilsin.
-ya derine gidersem?
-seni tutarım.
-bırakmaz mısın?
-bir an bile.
-ya gece olursa? ya önünü göremezsen?
-kör olsam da seni kaybetmem.
-iddialı vaatler.
-içleri boş değil bakmak istediğinde görebilirsin.
-görmem için bekleyeceğine yemin eder misin?
-söz veremem.
-bu seni bir yalancı yapmaz mı?
-bu beni dürüst yapar.
-kandırılmayı dilerdim.
-büyümediğin için.
-benim gibi hisseden birçok insan var, onları da böyle küçümseyebilecek misin?
-kimseyi küçümsemiyorum.
-yalan söyleme bence.
-gerekirse evet o halde sorunun cevabı.
-sence de egolu değil misin?
-sanmam.
-öylesin.
-egolu insan sevmiyor musun?
-sevmedim hiç.
-beni sevmedin mi?
-konu bu değil.
-gözlerini kaçırman bir cevap mıydı?
-sus anlamındaydı.
-direkt söyleyebilirdin.
-susar mıydın?
-susardım.
-sus o zaman.
-ama o zaman seninle konuşmayı özlerdim.
-komik miydi bu şimdi?
-itiraftı bu şimdi.
-yersiz itiraf.
-gerçekti.
-umrumda değil.
-çok sertsin, kabukların kırılır mı hiç senin?
-dene bakalım kırılıyor muymuş.
-gerçekten deneyebilir miyim?
-hayır.
-neden?
-sebepsiz.
-gerçekten kırabilirim diye mi korktun yoksa?
-hiçbir şeyden korkum yok benim.
-söylediğin en kötü yalandı.
-kim demiş yalan olduğunu?
-gözlerin.
-çok incelemesene sen.
-herhangi bir incelemeye ihtiyaç duymuyorum bu kadar bariz ortadayken sen.
-üstten üstten konuşmalara başladın yine.
-ama sana üstten bakmak ne kadar hoşuma gidiyor bir bilsen.
-benim gitmiyor.
-özür mü dilemeliyim bunun için?
-evet dile.
-kalbini çaldığım için özür dilerim.
-bu nasıl bir özür böyle?
-sahte olmayan bir özür. inkar edebilir misin?
-ederim.
-et o zaman.
-seninle daha fazla uğraşamayacağım.
-çünkü kaçmak, kendini saklamaktan kolay.
-ilgisi yok.
-evet, görüyorum.
-sadece yoruldum.
-öyle diyorsan.
-gidiyor musun?
-kalmalı mıydım?
-kalmamalısın tabii.
-eve dön, daha fazla geç olmadan.
-seni tekrar ne zaman göreceğim?
-bir şeyleri inkar edebilme cesaretini gösterdiğinde.
~



Neden bilmiyorum ama atışmalarına güldüğüm oldu. Ama anlamlı olmuş. Saat 06:30'ta uyurken( uyurgezer gibi bir şey oldu) telefonumu elime alıp ingilizce çalışıyordum geçen... Bu geldi aklıma
Gece okumalık şey buldum