senden beklemezdim
(biraz içimdekileri kusuyormuşum gibi oldu)
geçen gün çok sıkça görüşmediğimiz ama yine de samimi olduğumuz amcam ve ailesiyle bahçede oturuyorduk. bir konu geçti şu an hatırlamadığım. ben de bir yorum yaptım. yorumumun üzerine yengem birden bana döndü ve:
“inanamıyorum senden beklemezdim” dedi.
o an gülüp geçtim ama sonra bir düşünmeye başladım. nedendi ki? neden beklemezdi benden öyle bir yorum? insanların benden iyi veya kötü bir beklentisi mi vardı? eğer öyleyse benim neden kimseden yoktu? sanki herkes her şeyi yapabilirmiş gibiydi oysa durumlar benim için. beni hiç şaşırtmazdı. ama o şaşırdı. benden beklemediği bir şeyler varmış. bu o kadar garip ve yeniydi ki benim için.
mesela bana sürekli naif ve sakin demesinin sebebi de buydu belki de. oysa ben çok agresif ve gürültülü de olabiliyordum. dışarıdan görünen kibar imajın aksine hareket ettiğim sürece insanlar bunu garip karşılayacaktı. “ama hiç sen gibi değil bu” diyeceklerdi belki de. oysa ki bendim. tam anlamıyla hem de.
o kadar çok ben var ki içimde. sadece siz şahit olmadınız hiçbirine demek geliyor içimden. neden herkes birbirini bir kalıba sokuyor? onların düşündüğü gibi biri çıkmayınca neden hayal kırıklığına uğruyorlar mesela bu da çok ilginç benim için. ben hiç bir zaman senin düşündüğün kişi olmadım oysa.
“çok sessiz birisin” hayır, senin yanında böyleyim çünkü seni sevmiyorum.
“biraz mesafelisin” hayır, enerjinden hoşlanmıyorum.
“çok durgunsun” aslında fazlasıyla hiperaktifim sadece bilmiyorsun.
beni rahat bırak. beni hiçbir kalıbın içine sokma. beni kafanın içinde bir yere oturtma çünkü orda oturmayacağım. ben sürekli ortalıkta gezineceğim, kalkıp gideceğim, geri döneceğim belki ama hiçbir zaman o beni konumlandırdığın yerde kalmayacağım.
kardeşim de bunu yapmıştı birçok kez. hakkımda sürekli kötü bir varsayımda bulunarak sen zaten böyle birisin iddialarını savururdu etrafa. duygularımda hep kendimi önceliğe koyarım yorumuma “elbette yaparsın çünkü sen zaten bencilsin” diye karşılık vermişti.
bir şey kötü bir şekilde yapılmışsa onu kesin ben yapmışımdır. çöpte kırık cam parçaları gördüğünde rüveyda yine bir şey kırmış olurdu. yapmasam bile. kendimi anlatmaya çalışıyordum hep. saatlerce dil döküyordum beni anlamaları için çünkü sözleri çok ağır geliyordu, üstesinden gelemiyordum. bir zaman sonra çok tükendim. sonra şu kafa yapısına girdim:
evet, bencilim, yani? ne olmuş ki? ne yapabilirsin?
evet, önceliğim olmayacaksın hiçbir zaman. ağlamak mı istiyorsun? ötede ağlayabilirsin. sırtını sıvazlamayacağım.
bir şeyleri iyi yaptığımı düşünmüyor musun? evet, en kötü benim. şimdi her şeyi çok daha kötü yapacağımdan haberin var mıydı peki?
yapmadığım bir şeyi açıklamaya çalışmak mı? hayır hayır, bu çok aptalca olur artık. tabii ki ben yaptım. allah aşkına bu evde benden başka biri bir şey kırabilir mi sizce? yapıyorum çünkü tek istediğim zarar vermek.
evet, kötüyüm yani?
oradan bakınca umrumda gibi mi görünüyor? göremiyorsan yakına gel daha iyi bak çünkü zerre gram umrumda değil artık.
“sen çok değiştin.” o kadar gülünç ki kahkaha atmak istiyorum. gerçekten şimdi beni mi suçluyorsun? nedenini çok merak ettim. kendini tebrik etmek istediğini sanmıştım ben oysa ki. bir şeylerin sorumlusu olmak güzel hissettirmiyor mu? birini değiştirmişsin işte daha ne olsun. başarılması zor bir iş yapmışsın aferin sana. ama teşekkür etmeliyim biliyor musun? çünkü belki de o sözlerin hiçbiri olmasaydı sürekli üzülmeye devam edecektim. bunu istemezdik sanırım. ayıp ediyorum, minnettar hissetmeliyim.
“kırıcısın.” anlayamadım? iyi sözleri hak ettiğini düşünüyor musun artık? sence sen çok mu kibardın? ama tabii ya sen isteyerek kırmamıştın ki. kırılmak istemiyorsan muhatap olma benimle. seninle ortak bir şey paylaştığımızı asla düşünmüyorum.
“sen böyle değildin.” beni ne kadar tanıyorsun ki? sen benim hayatımın ya da kafamın hangi kısmında var oldun ki bu cümleyi kurabiliyorsun? belki de başından beri iyi değildim ne biliyorsun? inan rol yapmak benim için hiç zor değil.
başından beri susmak değil senin hep kelimeleri ağzına tıkamak istiyordum. beni hırçınlaştırıyordun. gülümseyerek alttan yaptığın imaları alıp yüzüne çarpmak istiyordum. büyüğün o saygını bozma diyen insanlara kulaklarımı tıkayıp seni bastırmak istiyordum.
sen çok hadsiz ve değersizsin benim gözümde. ama nefret etmiyorum senden. çünkü bilirsin nefret güçlü bir duygudur ve onu hak edene vermek gerekir. sen bunu haketmiyorsun ama bir noktada tiksindiriyorsun beni. o boynuna kollarına taktığın altınlar, annemin gözüne sokar gibi yaptığın kibirlenmeler kusmak istememi sağlıyordu. seni hiç sevmedim ama sen öyle sandın. bu yüzden benden beklemediğin bir şey duyunca şaşırdın. çünkü onu bile isteye kuracağımı düşünmezdin değil mi? çünkü ben hep iyi ve tatlıydım senin gözünde.
tam aksiyim.
bir sürü dikenim var benim senin görmediğin. dilimin kemiği de hiç yoktur. ağzımı bir kere açsaydım nasıl biri olduğumu anlardın ama hep saklandığımı nereden bileceksin ki? toplumda kabul görmek için yarattığım karakterime aldanıyorsun. çok küçük düşürücü. senden uzaklaşmak istiyorum. bu yüzden bir dahakine senden beklemezdim gibi bir cümle kurarken neyi kimden beklemiyorum acaba diye bir düşün. çünkü ben, benden beklemediğin her şeyim. belki de çok daha fazlası.
~



başlığı keşke "senden beklemezdim"..? gibi bir şey yapsaydım
O kadar haklı konuşmuşsun ki...gerçekten insanlar bizi tamamıyle tanımadan,bilmeden,sadece dışarıya yansıttığımız kadarıyla görüyorlar. Bu yüzden "senden beklemezdim" ya da "sen bu değilsin" gibi cümleler çok gülünç oluyor. Bir insanı tamamıyle tanıyabilmek zaten çok zor bir şeyken seninle alakası bile olmayan insanlar kişiliğin hakkında ahkam kesmeye,atıp tutmaya başlıyor. Birbirimize göstermediğimiz,bazen göstermek istemediğimiz onlarca yüzümüz var. Kimse kimseyi bütünüyle bilebilirmi ki zaten?